İnsanız hepimiz, hatalarımız az çok var,
Affola.
Lakin bazıları var ki şu hayatta; onlar kişiliğini yokluğa satmış, yalanlarla dolu sahte sürekliliklerini idame ettiren, kıçını pohpohlamaktan öteye gidemeyen, basit, çok basit ve sıradan, gereksiz ve ahmakça, ve umursamazca yaşıyor olanlar.
İnsanlık, yalanı her zaman sahiplenmiş; hem bir çıkar yol, hem de kurtarıcı olarak benimsemiştir kendi özünde. Ancak bu "yalan", sadece dilde olan yalanla sınırlı değil. Yalan; düşüncede ve fikirde başlayan, dışavurum ve davranışa aksettirmenin ardından görüntüde vuku bulan bir eylemsel soyutluktur. Hem bir eylem olup hem de soyutlukta var olmasıysa insanın ne kadar gerçeklikten uzaklaştığının farkındalığı açısından güzel bir sonuç.
Bir insan, özellikle günümüzde, öyle yanlış bir biçimle eğitilir ki, gerçeklikten ve doğrudan uzak her türlü koruyucuyu bünyesinde barındırır vaziyette ve görüntüde, kendisinin aynısı olan, yalan ve karanlık bedenlerin arasında hapsolmuş bir şekilde ilerler.
Sahtelikler duvarıdır onun artık,
Yalanlarsa kalkanı.
Artık öyle bir noktaya gelmiştir ki, yaşadığı hayat kendinin değil yalanlarının hüküm sürdüğü bir serseri bedene dönüşmüştür, farkında olmadan. O sahtelikte kaybolur ruhu, alışır buna, onun içinde yok olmaya, yalana. Kendisini temsil eden şeyler artık fikri, düşüncesi ya da davranışları değil; sahip olduğu göstermelikler, yalancıklar ve kurmuş olduğu dümdüz ve sahte olan hayatıdır. Artık kendisi, üzerinde taşıdığı materyallerin içinde yaşayan, onlar tarafından korunup, kendisini onların temsil etmesini isteyen kocaman bir yalandır.
O kadar acizdir ki; üzerine giydiği kıyafetin, koluna taktığı saatin, ayağındaki -sırf etiketi pahalı- diyerekten Avrupa'lı bir kapitalist italyan firması malı ayakkabısının, sırf popüler kültürün bir ürünü olan iPhone ya da "pahalı olan herhangi bir telefon" zırvasına kendisini kaptırıp onlara sahip olmak ve sırf o arkadaki elmayı oturduğu mekanda gösterebilmek için aldığı telefonunun, ki aynı zamanda kontörlü hattı vardır ve arkadaşını ödemeliden arar bu şahıslar, sosyal insan imajı vermek için telefonuna foursquare yükleyip her gittiği yerde - sanki milletin çok da sikindeymişcesine- check-in yapıp 2-3 kelimeyle onu süsleyen, bununla da kalmayıp bu check-in'leri beğenen kişi sayısının çokluğundan haz alıp tatmin olan ve egosunun himayesinde yaşayan, insanlar tarafından beğenilmek, yüceltilmek ve asla ezilmemek için var gücüyle bu sahte, bu gösteriş abidesi hayatın pençelerine tutunan insancıklardır onlar...
Onlar dediğime bakma, sen de onlardansın, hatta çevrendeki herkes onlardan.
Sadece etiket telaşı, sadece gösteriş.
Herkesin derdi bu olmamış mı hayatta?
Aslında bir dönüp baktığında, ne gerek var ki bunlara?
Özüne dönmeli insan...
İşin özü aslında şu;
Madem yeni bir dünya kuramıyoruz, bari kendi dünyamızı yeniden kuralım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
nos venceremos,amor no pasaran