Translate

11 Mayıs 2014 Pazar

Yine Mi Çiçek?

perdeler inmiş parmaklarımızın arasına
sana dokunmam yasak
direnmem serbest
sahi; neden eli kanlı bitti
bu soluksuz sergüzeşt?

neyleyim, soran yok
sensiz tüm yaşanmışlıklar pest

küçüktün
büyüdün ellerimle çiçek topladım sana
her birini yolacak kadar büyüktün
avucumda kaldı çaresiz
hiç bitmeyen kokusu yalnızlığımın

neyleyim, umut yok
sensiz eksik her yanım

ziyan eyleme, dur
kalsın aramızdaki dağ geçilemeyecek hudutta
ben dayanırım elbet yokluğuna
ama dayanamam ulaşılmaza
cüretkar olsak ne fayda...

neyleyim, kalan yok
sensiz güneş de yok, ay da

şimdi ah,
ufalmış ıhlamur kırıntısı sevdam
sen unuttun ya papatyalara su vermeyi
kördüğüm oldu tüm bilinmezlikler
oysa ben ki bir âgâh
yorgun yorganlar dikerdim
gözlerinse güneşi
közlenen gözlerimin içine

neyleyim, çare yok
sensiz karanlık gecelerin üstüne

korkuyorum
gitme yalvarırım
bu ıssız savruluş bana göre değil...
de ki; eğil
cesedimi bulursun şuracıkta
çiçekler, o çiçekler
serersin tabutumun başucuna
kokun taşır beni aydınlığa
hayat bu ya;
belki o gün sarılırsın
sımsıkı bana

neyleyim, kaçış yok

bu sevdadan ölümden başka

18 Ocak 2014 Cumartesi

Sandal

Yine akacak bu serin sular
Derin dalgalar üzerinde
Dağılacak bir nehirin başlangıcında ve bitiminde
Sonsuz gelecek ona yaşamak
Ben varım
Yokum
Ona ne?
Hiç durur mu su olduğu yerde
Biz hepimiz bir derya, deniz
Bataklığa akan suda kaldı izimiz
Bir şelaleden aktık
Senelerce
Hepimiz gömüldük karanlığa
Ama bir dert var aklımda
Su durdu mu hiç?
Ona ne…
İşte bundandı en dalgalı sularda yüzmeye meyilimiz
Durgun su bize dert, dalgalı su sert ve temiz
Ama bir sen vardın,
aynı suda yüzerken sessiz
acemi bir karanlıkta...
Şimdi yetmiyor kelimeler
Uçsuz bucaksız duyguları anlatmaya
Boğazımda düğümlenmiş gemiciler
Kürekteki elem kifayetsiz
Yürekteki fırtına sebepsiz.
Gidiyoruz bir sandalda boşluğa
Ardımızda eski sokağın hüznü
Vuruyor her bir damlada
Suratlarımıza.
Bu tufan bir garip oldu
Belki bir dahakine elele tutuşur
Bu ot yeşermeyen yosunları eze eze
Yol alırız bir bilinmeze
Gideriz işte!
Gideriz;
sen,
ben,

ikimiz…

11 Ocak 2014 Cumartesi

Sarhoş

Sarhoş musun?
Aşkımın sarhoşluğunda boğulabilirsin istersen...
İstersen de vakti gelmiş buluşmamızın
Son unutulmuş vurgununda
Girebilirsin gönlümün kapısından
Ayakkabılarınla

Sahi
Çok geçmedi mi son sarılmamızın üstünden
Zaman?
Akmadı mı hayat,
Kollarıma değmiyorken alnın?..

Sarhoş musun?
Öyle kal

Saklama
Kokla tüm ruhumu,
Çek içine yalnızlığının.
Sahilden kum taneleri serpişsin
Huzurumun baharına
Ve unutmasın tüm kuşlar
Sarhoşken geceleri
Onlar sustuğunda verdiğim sözleri
"Aslında olmadım ben bu oyunda
Ömrüm beni yok saysın"

Ve şimdi canına yandığım
Ah, güvercinim...
Aşkımın son perdesinde
Şerefine verdiğim sahnenin
Hüzün saçtığı selamlamaya
Demelisin;
Merhaba!
Ama bir sarhoşun edasıyla.

Sarhoş musun?
Boşver, ben de.

Ama sarı saçlarına ayrı bir hoş'um
Ondan dönüyor başım...
Meyler değil gözümün önünden geçen
Süzülen gözüdür önümden geçen
Ve gönlümün sözüdür içimden esen
Bu deli rüzgâr
Ve rüzgârın sesi.

Yeryüzünde güvenli hissettiğim tek yer
Senin kalbinden benim kalbime saplanan o derin acının
Sözlerime saçıldığı yerdi

Sarhoş musun?
Benimle ol.

Yani,
sarhoş olmasa
öyle derdi.