Translate

15 Ekim 2012 Pazartesi

Dini farkındasızlıklar üzerine

Yine girdik derinden iyi mi?
Bir gün beni de hapse atarlar bu yazdıklarımdan dolayı, çünkü düşünüyoruz azcık, düşünmek haram (!) .

O kadar geniş bir konu hakkında ne yazarsam yazayım az kalacağı için az ve öz giriyorum efenim.

Öncelikle baskı unsurunu işleyeceğim; dinle yaşamak için, dindar olmak için, inanmak için yapılan "baskı"dan.

Bir insanın kendi beyni, kendi düşünceleri, kendi yaşantısı, ... yani kendine ait bir benliği, yada en azından benliğe sahip olma şansı varken, ebeveynler ve çevredeki varlıklar neden dünyaya yeni gelmiş bir bireyin kendi düşünmesini engeller ve yerine direk koşulsuzca, düşünmeden inanmasını ister?

Çocuğa neden henüz hiçbir şeyin farkında değilken, sizin doğru olduğuna inandığınız yargılarla hükmediyor ve onun bu baskıyla hemen kabullenmesini istiyorsunuz? Neden çocuğunuza kendi seçimini yapma hakkını, neden özgür iradesini kullanma yetisini, neden doğru ile yanlışı kendi kendine ayırma şansını vermiyorsunuz ve direk ne düşünüyorsanız onu uyguluyorsunuz?

Din konusu belki de dünyanın şu anda en hassas konularından birisi ve siz sırf geçmişte ailenizden aldığınız kültürden dolayı çocuğunuza da aynı şeyleri baskı yoluyla uygulatmaya çalışıyorsunuz. Ne biliyorsunuz? Belki çocuğunuz sizin düşündüğünüz şeyin saçma olduğunu düşünecek 18 yaşına gelince. Neden çocuğunuzun kendi aklını kullanmasını beklemeden, o kendi, çok bilmiş aklınızı kullanma zorunluluğu hissediyorsunuz?

Belki sizden daha çok tutunacak dine, belki de nefret edecek sizin o yaptığınız baskı yüzünden, ya da bir gün "kendine göre" düşününce saçma gelecek din ve sizin o baskınızdan dolayı sizden nefret edecek. Bunların olma ihtimali varken, nasıl olur da siz tek bir düşünceyi zorlayarak kabul ettirmeye çalışırsınız?

Kusura bakmayın ama, eğer bu konuda baskı gösteren bir şahıssanız, bu dünyada yaşamayı, nefes almayı bile haketmiyorsunuz. Din bu değil, eğer varsa.

Part 1 Finished /

Toplumsallık sorunsallığı üzerine

Başlığa bakıp çok felsefi bir yazı beklemeyin amk
Daha 20 yaşındayım ulan ve ne öğrendim ki atarlı ergen modunda olup kelimeleri ezip büzerek felsefik konuşmuş gibi yapıp sonra ondan haz alıp uyuyayım?
Sen, evet okuyan sen, sen de bi bok öğrenmedin henüz
Araştırmadın, okumadın, incelemedin.
Düşünmedin, sorgulamadın, umursamadın.
Buyrulana itaat ettin, sana sunulanı kabul ettin, sisteme ayak uydurdun, kölelik çağının devamını sağladın.
Sağıldın inek gibi, koyuldun koyun gibi sürüye, her şeyini verdin, hiçbir şeyin kalmadı geriye, hiçbir şey almadın.
Ne oldu peki? Ne'sin sen şu koduğumun serüveninde, iki et 33 kemik parçasından ibaret, sadece yaşam salınımını gerçekleştiren bir sahte ruh olmak dışında?
Evet, sensin o. HİÇBİR ŞEYSİN. Ne zaman kendini bulacaksın, ne zaman geleceksin kendine, ne zaman dirilecek, ne zaman uyanacaksın?
Özgür değilsin, mutlu değilsin, kandırma kendini, değilsin.
Ne zaman biteceği belli olmayan, nerden geldiğini, neden geldiğini, ne zaman gideceğini, ne zaman biteceğini bilmediğin şu ömründe ne zaman kendi benliğine dönen bir "birey" olacaksın?
Ne zaman dur diyeceksin bu sessizliğine, dönüp bakacaksın arkana, ve hiçbir şeyinin olmadığını göreceksin?

Bence sen bunu çoktan kaybettin. Evet evet, hiç durma, kapa bu yazıyı ve bakma bir daha. Sen kaybettin, çünkü korktun, çünkü çıkamadın o sınırlarından dışarıya. Ailenin, çevrenin, TOPLUMUN koyduğu kurallar çerçevesinde bir sağa bir sola çarpmaktan KORKTUN.
Sıradan, normal, basit bir hayat yolunda ilerleyip kendini sağlama alarak, kendini mutluymuş gibi hissettirmeye çalışarak, bu düzenin, bu düzen kişilerin oyuncağı, piyonu, paralı askeri olmaktan kurtulamadın.

Anlamsız geliyor bazı şeyler, umutsuzsun gelecekten, pişmansın belki yaptıklarından ama geri dönüş yolunu, kaçış yolunu, çıkış yolunu bilmiyorsun, bulamıyorsun. Yol göstericin yok, yol gösterici çoktan yok oldu haberin yok; (guide has died ) kaygan zeminde çoktan kaydı ayağın. Ve silahın yok kendini korumak için. Onu da elinden aldılar çoktan...

Uzun, geniş bir yolda, en köşede, en sağda, korkakların arasında, milyarlarca korkağın arasında, kendini akıllı sanan delilerin arasında, yürüyorsun. Bir amacın olmadan, ya da tek amacın para olarak. Evet, şu boktan dünyaya gelmendeki tek amaç para kazanmak ve o lanet kıçını yağ tulumu haline getirip her gün tuvalete sıçarak kendini ferahlatman. Bunun için geldin bu dünyaya, ve bunun için de öleceksin.
Öl, öl, sen de öl, hepiniz ölün, siz ölün, biz kalalım, ben kalayım, ya da ben gideyim, siz ne haliniz varsa görün, çünkü siz düşünmüyorsunuz, sorgulamayacaksınız, öldünüz. Yaşayan ölülerin arasında yaşamaya çalışmaktansa ölümün pençesinde olmak müsterih adam'ın yolu olacak. Belki bir zerdüşt, belki bir berduş, ama tipik bir varoluş serüveninde, çaresizlikten uzak, ileriyle ilgili merak dolu olacak,

Ve beklerken mutluluğu umutla, sizlerden uzak, arınmış, yapayalnız, belki bir eş bulmuş ve onunla bir bütün olmuş olarak yalnız, sorunsuz, uzak, çok uzaklarda, umuda doğru koşacak Müsterih Adam...