Translate

31 Ocak 2012 Salı

Keyif Yalnız Gitmez :)

Bu sloganla karşılıyorlar bizi. Arkasından yaşlılara gençliğini hatırlatan, bizim yaşımızdakilere ise antika gelen otantik bir ortamda dantelli, çalar saatli bir sayfa çıkıyor karşımıza. Sonrasında her şarkıdan ayrı haz duyacağınız 7 istasyon...
Neyden mi bahsediyorum? Bira.Fm'den tabiki!

www.bira.fm
Sizin modunuz neyse ona göre harika müzikleri karşınıza çıkaran bu adamlara saygı duymamak elde değil. Türk internet tarihinde en başarılı işlerden birisine imza atmış olmaktan dolayı gurur duymalılar bence.


Kanal 97'de anlık değişimlerin yaşandığı canlı kontrol sistemi var, önce twitter'dan dinleyicilerin nabzını yokluyor, sonra da ne çalacaklarını belirtiyorlar. Sezen Aksu gecesi, Barış manço saati, pazar eğlencesi vb. benim dinlerken zevk aldığım güzel programlardan olmuşlardı mesela. Bir de dj'lik sistemi getirseler, yada adı her neyse işte, bizim isteğimize göre sıradaki şarkıyı çalsalar hiç fena olmaz.

Kısaca, gününüzü müzik dinlemeden geçiremeyenlerdenseniz eğer benim gibi, size bu siteyi şiddetle tavsiye ederim, ki zaten eğer benim gibi birisiyseniz bu siteyi çoktan keşfetmişsinizdir :)


Hadi doluşalım o zaman;  http://www.bira.fm

30 Ocak 2012 Pazartesi

Amatörce Şiirlerimden Kalan Satırlar - 2

ÜŞÜYORUM



Bazen sessizlik kopuverir içimde
Birden dalarım hayallere
Düşünürüm
Dalgalı bir denizde yüzen geminin kaptanıyım sanki
Avuçlarımı açmış, yağmurun ıslaklığını hissediyorum
Limandan uzaklaştıkça ellerim titriyor
Gözlerim kararıyor
Üşüyorum


Derin karanlıkta boğulduğumu hissediyorum
Ellerimde yağmur damlaları
Gözlerim kararıyor
Üşüyorum
Hasret, merhamet, acı, öfke...
Beynim ayırt edemiyor hislerimi
Dalgalar vuruyor yüzüme
Sessizlik kaplıyor içimi
Gidiyorum derinliklere
Gözlerim kararıyor
Üşüyorum...

Amatörce Şiirlerimden Kalan Satırlar

Önceden yazdığım basit şiirlerimden birincisi en sevdiğim diyebileceğim şiirim olan "Ölüm-Yaşam".

Ölüm-Yaşam adlı şiirim 2 bölümden oluşuyor. Ayrıca içinde konuya uygun olarak Ömer Hayyam'ın 
rubailerinden alıntı olarak eklenmiş 2 kısım var.

İşte şiir:


ÖLÜM-YAŞAM


Hep gözyaşıyla geçti seneler ben bakmadım hiç arkama
Bakamadım engellendim  bu içi dolu, gereksiz kaba
Doldu deniz gözyaşımla yarınım oldu bugünüm amma
Susturdular beni hep ulaşamadım doğrulara

Sessizlik içinde geziyorum bu boş dünyada
Beni tanımlayan bir tek gözyaşım var aslında
Bu serüvenin içinde kaybolup gitmek üzereyken
Ellerini beklerim bir kurtarıcının, yok ama!

Hayat beni benden etti aldı benden uçurdu
Gözyaşlarımla birlikte her şeye nokta koydu
Kurtuldum sandım bir an fakat yeniden başladım
Doğru sandığım yanlışlarıma tekrardan göz attım
Evet gördüm benmişim suçlu, benmişim
Bunca yıldır doğruyu ben boşuna beklemişim
Doğru nerede diye başka yerlerde ararken
Kendimde bulmayı akıl edememişim

Herşey başladı yeniden fakat yanlışlar yok
Düzelttim artık kendimi, şimdi doğrular çok
Yoksunluk evreninde yanlışlarla dolu dünyada
Kendimi bende buldum, ne mutlu bana!




Game Over sanmıştım bitti dedim artık bu rüya
Sonra gördüm ki rüya şimdi başlıyor aslında
Gözyaşı bitti şimdi, yok artık çaresiz kalma
Ölüm kalım arasında kavrulan bu dünyada!

--------------------Herşey yeniden başladı…--------------------

Her şey yeni, her şey güzel, her şey tatlı
Benimle dalga geçenler şimdi altımdan baktı
Hepinizden üstteyim yetişemezsiniz artık bana
Sahiden de gitmiştim kalmamış ruhum orada

Sonra birden gördüm kendimi, ne oluyor dedim
Başıma üşüşmüşler ama o ben değildim
Ben burdaydım biliyordum ordaki değil
Sonra birden bir ses geldi, dedi eğil!

Eğildim baktım oraya, ordaki bendim
Söyledim etrafımdakilere burdayım kendim!
Fakat kimse duymadı ya da ben  duyuramadım
Oradaki yalnız cesedime gittim el attım

Ölmüştüm artık, herşey bitmişti gördüm
Bir kalp krizi sonrasında, yitmişti ömrüm
Gözyaşlarım dinmişti fakat hepten söndüm
Seyrederken kendimi birden yere çöktüm



Herşey kayboldu kaldı geriye bir beyazlık
Öylesine beyaz değil adeta kapkaranlık
Sonra önüme çıktı çok büyük bir kitaplık
İçine baktım yazıyor günah, sevaplık!

İsyanla geçen hayatım büyük bir hataymış anladım
Doğrularımın yanında yanlışlarımı görünce ağladım
Yine başladı gözyaşım, oysa bitti sanmıştım
Meğer ki ne çok gereksiz şeyle uğraşmışım

Var mı dünyada günah işlemeyen söyle
Yaşanır mı hiç günah işlemeden söyle
Bana kötü deyip kötülük edeceksen eğer
Tanrım ne farkın kalır benden, söyle!

Büyükse de isyanım, kötülüklerim
Yüce Tanrı’dan asla umudumu kesmedim
Bugün bu gözyaşımla ölmüş olsam da yarın
Rahmete kavuşacaktır elbet kemiklerim!

Artık herşey geride kaldı insanlar gitti
Kötülük yaptığım şeyler, herkes önüme dikildi
Geldi yanıma zebani, bana yolu gösterdi
Baktım herkes, kırmızı yola doğru itildi!


Anladım ki hikâye artık burada bitti
Tüm sevdiklerim her şeyim, bir anda silindi
Bana ödettiğiniz şeyler aslında bir bedeldi
Kapı kapandı herkes gitti ve Oyun Bitti!

Şimdi sen de bir dön bak arkana hatalarına
Yaptıkların cezasız kalacak sanma, bağışla
Doğru ol en hakikiye ulaş ona çabala
Bir gün bitecek bu fani dünya, Unutma!

Sevincini üzüntünü bir tarafa bırak
Doğrularla yanlışlarla ilerine doğru bak
Diğer tarafı unutma, bu tarafta kaybolma
Rüyanın bitişi için gereklidir uyanmak!



Çağrı Erorhan                       16.08.10

Hayat Alfabem

İşte alfabedeki harflerin benim için ne ifade ettikleri. Güzel mi oldu? Galiba idare eder. Ama zaten bu benimle ilgili, sananee :)


A: Adanaspor
B: Bateri
C: Che Guevara
D: Deniz Gezmiş
E: Erasmus
F: Film, film, sonuna kadar film...
G: Gezmek, deli gibi...
H: Hasta olma korkusu
I-İ: İnsan sevgisi
K: Kitaba gece başlayınca sabahına bitirmek
L: Lüzumsuz şeylerle doyasıya uğraşmak
M: Mutlu olacak nedenler aramak, mesela müzik dinlemek :)
N: Neslinin yaptıklarından uzak olmak
O: Oyun oynamak, ama haddini bilmeden
Ö: Özgürlüğü hissetmek
P: Para köşede dursun, ben harcamasam da rahat olurum
R: Rahatlık, her şeye rağmen
S: Sevmek, sırılsıklam
Ş: Şefkat, en küçük nesneye bile
T: Taklit etmek, saçma da olsa yaparım :)
U: Uyumak, en az 9 saat
Ü: Üzülmek, sonra tekrar sevinecek bir şey bulmak
V: Viski in dı jar oo
Y: Yengeç burcu, iyi ki yengecim.
Z: Zaman konusunda sıkıntılarım vaar, dakik değil saatik bile değilim :(

21 Ocak 2012 Cumartesi

Premium Hesaplar İçin

Her türlü premium hesabı için uğraşan güzel bir site
Not: Kişisel blogum değildir, sadece öneriyorum.
http://premium-info.blogspot.com/

20 Ocak 2012 Cuma

Sine Göz!

Çoğumuz internette film izlemek için site ararken cidden anlamlı, güzel filmler paylaşan siteleri isteriz. Sanatsal kalitesinin yüksek olması da başlıca kurallarımızdan olur. Ayrıca çeşit sayısı çoksa da işte o zaman o siteden vazgeçemeyiz.
"Yaşasın Proleteryanın Devrimci Sine-Göz'ü!" sloganıyla yolan çıkan sinegoz.com , benim bu alanda tercih ettiğim en önemli site oldu ve yer imlerimin en güzide köşelerinden birisine oturdu. Müthiş filmler, iran, fransız, hint farketmeksizin harika yapıtlar bu sitede paylaşılıyor.
Eğer gerçekten "film" izlemek istiyorsanız, siz de bu siteden vazgeçemeyeceksinizdir...
İşte müthiş bir emek... http://www.sinegoz.com/

Ayrıca "sinegöz" ne demektir diye merak ederseniz de buyrunuz efenim: http://tr.wikipedia.org/wiki/Kinoglaz_Manifestosu






Anılar, Anılar, Şimdi Gözümde Canlandılar | 2. Bölüm Taraftar Olmak

|Bir Taraftar Macerası|


Yıl 2002... 9 yaşıma kadar bütün İstanbul futbol takımlarını tutmuştum.
Komşumuz Hanife Teyze bana karpuz verirdi ve beşiktaşı tut derdi, beşiktaşlı olurdum
Babam bir şey alırdı fenerbahçeli ol derdi, fenerbahçeli olurdum Annemi çok sevdiğimden de o isteyince galatasaraylı olurdum :) Ama o enfes kelimeyi, dilimden asla düşmeyecek olan ADANASPOR ismini ilk ağzıma aldığım gün hala aklımda...

Elazığ'da teyzemin yanına gidiyoruz. Kuzenimle televizyona bakarken maç skorları köşede görünüyor, aynı anda Adanaspor da Elazığ da istanbul takımları ile yapıyor anlaşılan ve iki maçın skoruna da bakarken hayatımda ilk kez şunu diyorum : Adanaspor galip gelsin...
Bu sözümden 3 sene sonra Adanaspor, daha ben onunla tanışamadan kapanıyor, kaosa sürükleniyor, bitiyor... Ve benim onca olaydan aklımda kalan tek şey, Adanaspor'un seyhan belediyespor ile ismi değiştirilerek yaşatılacağı.

Sonra bir gün komşumuz Bekir Amca beni maça davet ediyor. Ben de hiçbir bilgim olmadan düşüyorum yollara. Gittiğimiz yer Ereğli, Konya. İlk Adanaspor maçı deneyimim. Ve şansıma ilk maçım bir deplasman maçı oluyor. Oradaki atmosferi çok seviyorum ve bundan sonraki maça da gitme kararı alıyorum. Adanaspor yeniden dirilmiş, Bayram Akgül önderliğinde 3.ligden yeniden başlayan bir Adanaspor. Ve ben gururla başlıyorum Adanaspor macerama...Yani Yürüyoruz Güneşe...
Yıllar geçiyor, küçükken sokaklarda spreyini gördüğüm Asabiler Grubu'nun ne demek olduğunu öğreniyorum, Turbeyler Grubu kuruluyor orada o heyecanı yaşamaya devam ediyorum, lise sınıfımda 10-15 arkadaşımla birlikte maçlara gitmeye başlıyorum, başkalarını da Adanaspor'lu yapmak kadar mutluluk verici bir şey olmadığını anlıyorum, ilk şampiyonluk coşkusunu 3.ligde yaşadıktan sonra 2. şampiyonluk sevincimi, belki de hayatım boyunca unutamayacağım bir maçta, pendik maçında yaşıyorum. İnanılmaz bir duygu, harika bir atmosfer, gözlerin dolmaması elde değil, o anları özlemek ise hiç kolay değil...


Yıl 2012...Şimdi ne Turbeyler grubu kaldı, ne ortada o eski heyecan. Hem Bayram Akgül bitirdi, hem de grup. Hiçbir şey eskisi gibi değil... Bayram Akgül tribünümüzü Avrupa tarzına dönüştürmeye çalıştı ve bu süreçte çok kan kaybı yaşadık. Kulübün başarısızlığı da bunu kamçıladı. Ve maalesef şimdi sorunlar yumak halinde duruyor önümüzde. Belki şu sıralar kurmaya çalıştığımız şey başarılı olur da geleceğe umutla bakabiliriz, belki de herkesin aradığı heyecanı getirecek olan bizleriz...
Belki doğuştan Adanaspor'lu olamadım,
Oysa ben senden neler neler isterdim 
Senli sevdalarda doğmak isterdim 
Ama ölümüme kadar Adanaspor'dan beni kimse vazgeçiremez!

 -Yola çıktık, geliyoruz... 10 yıllık aşkım için... ADANASPOR İÇİN.


18 Ocak 2012 Çarşamba

Belki'li Cümleler Servisi, Adanaspor...



Şu hayatta seni en çok ne mutlu ediyor deseler
Ailem
Dostlarım
ve Adanaspor derim

En çok mutsuz edenlerse
Yine Adanaspor, yine Adanaspor...

Ancak her türlü olumsuzluğa rağmen garip bir duyguyla bağlıyızdır Adanaspor'a
Tarifi güç
Bitmesi imkansız...

Belki bir gün şampiyonluk sevinci de yaşayacağız
Belki bir gün o hakettiğimiz yerlere de geleceğiz
Belki bir gün Adana'nın asil duruşunu sergileyen tek takım olduğumuzu kanıtlayacağız
Ama o günler yakında değil, göremiyoruz, engelleniyoruz...
Belki bir gün göreceğiz... Belki... Belki...

De-Pression Mode Off



Dalmak uzaklara... Sessizce...

17 Ocak 2012 Salı

"Amélie" filmi ve ağladığım sahnesi...

Her insan izlediği filmlerden etkilenir. Kimisi savaş filmi izleyip vatani duygularını kabartırken, kimisi bilim kurgu izleyip bu konuda daha çok şevklenir. Ben ve benim gibiler ise duygusallığın sınırını çok iyi tutan filmlerden aşırı zevk alırız. Eğer ki sen de benim gibi birisiysen ne mutlu sana, ne mutlu bana :)
İşte Amélie filmi de beni 2 saat boyunca izlerken mutlu eden, içindeki bir sahnesindeyse ağlatan bir filmdi. Hayatımın en iyi film sahnesiydi, kuşkusuz. İşte o müthiş duygular hissettiğim, içimin mutlulukla dolduğu sahne:


16 Ocak 2012 Pazartesi

16 Ocak...

Öğlen 3'de uyanmanın verdiği şaşkınlık
Notların cc'den düşük olmadığını öğrenince oluşan sevinç
Adanaspor maçından önceki o eşsiz heyecan
Maçtaki stres
Maç sonundaki eşsiz sinir
Ve söve söve geçen bir gün daha

16 Ocak.

Eurovision'a Can Bonomo'nun Gönderilmesi



          Yıllardır ülkemizde devlet meselesi haline getirilen Eurovision olayında bu kadar büyütülecek ne var hiç anlamam. 2003'te nasıl kazandığımızı hiç anlamam çünkü o kadar da başarılı olacak bir şarkı değildi. Her neyse geçen seneki başarısızlığın ardından bu sene otantik bir adam, Can Bonomo seçildi. Çoğumuz onun adını bile duymamışken bazılarımız ise hakkında sadece bir kaç bilgiye sahipti.
          Şarkılarını genel olarak dinledikten sonra şöyle bir kanıya vardım; bu adam Türkiye yerine başka bir Avrupa ülkesi adına sahneye çıksa kesin 1. olur ama bizden olunca ilk 5'i anca zorlar. Bu benim şahsi görüşüm ve  kendisini çok da yetenekli görüyorum. Umarım yapacağı şarkıda çizgisini bozmadan Eurovision'a katılır.
          Ayrıca onun hakkında Illuminati falan diyenler olmuş, videolar yapmışlar falan, tam bir gülme abidesi :) Yahudi bir ailenin oğlu diye propaganda yapanlar bile olmuş yani pes diyorum bu kadar da insanlıktan çıkmayın.
Ne olursa olsun, milli görevimiz olan Eurovision'da başarı için (!) bu adamı destekleyelim abiler.

İşte beni güldüren güzel şeylerden birisi:
http://youtu.be/JUbPvV80Vog

Ayrıca albüm değil Akustikhane kaydı da bir o kadar güzel
http://www.youtube.com/watch?v=PX4aOFz6zho

Son olarak, başarılar Can Bonomo.

15 Ocak 2012 Pazar

Ve kupon yatar :))

Şu adreste yazdığım iddaa kuponum yine her zamanki gibi yatmıştır. Hayırlı olsun :) http://musterihadam.blogspot.com/2012/01/tutmayacak-iddaa-kuponlar.html

Ah fiorentina yaktın bizi.. Ama yine de diğer maçlardaki performansımı olumlu buldum, gelişme var yani :)
Kimse ordu-ibb maçına handikaplı 0 yazmazdı. Her neyse, diğer iddaa kuponlarında görüşmek üzere, müsterih olunuz efenim :)

Adanaspor - Denizli Maçı

Yarının Süper Lig yürüyüşümüzün ilk günü olması temennisiyle yazıya başlıyorum.
İlk yarıyı çalkantılı bir süreçten sağ çıkarak 22 puan ile kapattık. İkinci yarıda 18 maç ve kazanılacak 54 puan var. Biz bu gücümüzle 35 civarı puan alırız ancak o yeter mi işte orası meçhul. Forvet transferini de beklediğimiz şu günlerde Denizli maçına muhtemelen yaser-mbilla ikilisiyle başlayacağız. Bu Denizli'yi parçalayacak inanca sahibiz ancak hakem yada farklı bir şey karşımıza çıkarılmazsa.
Hava yağmurlu olsa bile en az 6000 taraftarın 5 ocakta yerini alacağına inanıyorum. Eğer yağmur olmazsa bu sayı 10 bine çıkar. Bu taraftarın sizin için çektiği cefaya bir karşılık verme zamanı artık Toros Kaplanları...
Vira Adanaspor!

Erasmus Üzerine...

Homo Erasmus olmak dileğiyle :)


        Şu günlerde en çok meşgul olduğum konu ERASMUS. Çünkü halihazırda notlarım iyiyken ve de amacımı müsterih bir adam olmak olarak belirlemişken, Avrupa'ya gitme ve orada unutulmaz bir deneyim yaşama fırsatını da bir an önce elde etmek istiyordum. Bu yüzden özellikle son 2-3 haftadır bu konuya yoğunlaştım.

Bu güzel şehir Adana'yı sevmemin nedenleri

        Adana'yı, bu güzide kenti çok seviyorum. Aslında sevmemek için de pek çok neden var ama benim için onların önemi yok :)

Adana'yı niye mi seviyorum?

Yer imlerine eklemelik 10 site

Yer imleri arşivimde pek çok site var ve her 2 ayda bir genel temizlik yapıyorum. Yine de sağlam kalan iyi siteler mevcut. Bir göz atın sizde, işinize yarayan elbet çıkar...


Müzik indirmek için yabancı bir site; kbps, boyut, süre vs. filtrelere ayırarak en iyisine ulaşabiliyorsunuz.
http://www.mp3skull.com/   (DNS değiştirmeden giriş mümkün değil)

Kısa videolarınıza vs. eklemek için ses dosyaları arıyorsanız bu site tam sizlik
http://www.freesound.org/

Emo'ca konuşmak isterseniz çok iyi bir uygulama :)
http://www.ismailaydogan.com/emo/

Çoğu zaman kullanma ihtiyacı hissettiğimiz HTML özel kodları için:
http://xmlci.blogspot.com/2008/10/html-zel-karterlerinin-kodlar.html

Bir şarkı var dilinizde melodisiyle, ama adını mı unuttunuz? Bu sitede mırıldanın, o size bulacaktır :)
http://www.midomi.com/

Bir yazıyı konuşmaya çevirmek için ideal bir site
http://www.acapela-group.com/text-to-speech-interactive-demo.html


Biraz gülmek isterseniz;
http://www.hssktr.be/
http://www.cezmikalorifer.com/
http://www.alkislarlayasiyorum.com/
http://www.facebook.com/Paylasman

Tutmayacak İddaa Kuponları

Şu hayatta öğrendiğim bir gerçek var ki, benim iddaa kuponumun tutma olasılığı, ay tutulması olma olasılığına eşdeğerdir. Yılda 2 kere ya tutar ya tutmaz.
E ben de bu eşsiz yeteneğimi kullanarak ciddi bir şekilde kuponlar yazıp burada sunacağım, siz bu yazıyı muhtemelen aylar, belki de yıllar sonra okuyacağınız için maçların sonucunu ve tutup tutmadığını da merak edeceksinizdir. Bu yüzden kuponun sonucunu da bu yazıya ekleyerek yazmış olacağım.

İşte 15.01.2012 tarihli iddaa kuponumu, Adana'da sabah ezanını dinlerken paylaşıyorum :)

KOD     MAÇ                    TAHMİN          ORAN
233    Ordu-İBB              Handikaplı 0           3.40
260    Fiorentina-Lecce    Hand.        1           1.95
265    Trabzon-Samsun    Hand.        1           1.80
278    Kasımpaşa-Buca                     1           1.70

20.2 katı kazandırıyor. 10 liralık oynasan 190 lira kârın oluyor. Ama önce üstte yazının başlığını oku :)

Anılar, Anılar, Şimdi Gözümde Canlandılar | 1. Bölüm

Anılar, Anılar, Şimdi Gözümde Canlandılar |  1. Bölüm

        Hatırlayabildiğim en uzak anım hangisi diye baya bir çaba sarfettim ve zihnimin derinliklerinde en diplerde yer alan şeylerden birisini buldum: Anneannemin evinin damındaki salça kokusu



        Çocukluğum çok ilginç geçmiş, bunları zaman zaman farklı yazılarda aktaracağım ancak mademki konumuz en uzak anım, o zaman bu salça kokusu benim için en kaydadeğer anı olarak kalıyor. Adana'nın en eski ve pis mahallelerinden birisi olan gülbahçesi, meydan civarında yaşamış zamanında bizim rahmetli anneanne. Biz de tuttuk annemizin elinden gittik bilinmedik mekanlara... Evlerin arasında boşluklar onar santimetre, karşılıklı 2 ev arasından bir tane arabanın geçmesi için amma uğraş vermesi gerekiyor ki hele bir de birisi arabasını parketmişse vay o yola düşenin haline... Bu fobinin adı nedir bilmiyorum ancak bende fena bir şekilde var; bir yerden çıkamama korkusu. Bu asansörde geçerli değil, genellikle sokakta arabayla giderken ne geri dönebilirsin ne de ileri gidebilirsin ya, hah işte o an beni benden alıyor, içten içe sinir krizi geçiriyorum. Bir de parklardaki kaydırakların silindir şeklinde ve üstü kapalı olanları var ki hiç sormayın. Ona girmeyi bırakın, dışardan ona bakıp içinde olduğumu ve çıkamadığımı hayal edip ağladığımı bilirim.
        Her neyse konu dağıldı, işte o mahalledeki evlerden birinde rahmetli oturuyormuş. Ev sanırım 3 katlıydı, tuvaleti ortalık yerde, öyle bir yerde ki işinizi görürken manzaraya karşı görüyorsunuz böyle bir atmosferi dünyanın başka yerinde bulamazsınız :) O evin damında ve diğer çoğu evin damında genelde salça festivali tarzında bir bayram olurdu ve her ev anası bir biber salçası yapar damında kuruturdu. O kurumuş biberin tipinden de kokusundan da şeklinden de nefret ederdim hatta şu anda bunları yazarken o anlar yine aklıma geliyor ve o biberlerin burnumdan girip ağzımda süzülen kokusu şu anda aynı etkiyi gösterebiliyor. Belki de sırf bu sebepten dolayı ağzıma 16 sene biber sürmedikten sonra bir akşam biberi deneyip sonrasında her akşam yemeğinde ister hale geldim. Belkisi yok kesin öyle :)
         Bu anım böyle bir şey işte, ha ne kadar uzak diye soracak olursanız da, sanırım 3-4 yaşlarımdan itibaren başlayan ve 8-9 yaşıma kadar devam eden bir süreçten bahsedebiliriz. Daha anlatacak çok anım var, bunu başlangıç olarak görüp önümüze bakalım.
Vira :)

Müsterih Adam |

         İnsan her anını doyasıya yaşamak, zevkini çıkarmak, eğlenmek, gezmek tozmak, para kazanmak, sevdiği ve sevdikleriyle birlikte olmak, kısaca mutlu olmak ister. Kimi zaman en sevdiği arkadaşlarıyla hiç sıkılmadan takılmak, kimi zaman sevdiği kızla birlikte sinemaya gitmek, kimi zaman annesinin gülümseyen yüzünde kendini bulmak,kimi zaman da babasının kollarında kendini kaybetmek ister.
Sabah kalktığında güne müthiş bir huzurla başlamak, akşamında halı saha maçına, haftasonu da tuttuğu takımın maçını izlemeye gitmek ister. Bazen bilgisayarına yeni indirdiği oyunu oynamak ister, bazen ise en sevdiği şarkıları arka arkaya dinleyerek kendinden geçmek...

         İşte hayatta insan bunları ve daha pek çok şeyi ister. Peki ya sahip olabilir mi? Bu mutluluğa, bu rahatlığa erişebilir mi? Hatta erişmekle kalmayıp daha fazlasını isteyebilir mi?
Bu sorulara cevap arayan ben, bu amacıma, müsterih bir adam olma amacıma ulaşmam için izleyeceğim yolları siz saygıdeğer insanlarla paylaşma gereğini hissetmemden mütevellit zat-ı alinize münakaşayı cezvetme müteşebbisine maruz kaldım (Noluyo lan bana :D) . Kısaca, müsterih olmayan, ama olmaya çalışan ben, bu yolda neler yaptığımı bu blogdan yazıyor olacağım. Tabi arada sayısız alakasız bilgi de gezip duracak.

         Her neyse, lafı döndürdüm dolaştırdım ve artık finish point'e gelmiş bulunmaktayım. Önümde bir lcd ekran monitör, önünde vivident xylit storming sakız, yanında Adana otobüs kartı kentkart, hemen sağ çaprazında her zamanki gibi yatan bir iddaa kuponu, onun önünde bir nokia telefon, ve onun karşısında da ben. Bu kadar :)

Müsterih Adam was here.