Yine girdik derinden iyi mi?
Bir gün beni de hapse atarlar bu yazdıklarımdan dolayı, çünkü düşünüyoruz azcık, düşünmek haram (!) .
O kadar geniş bir konu hakkında ne yazarsam yazayım az kalacağı için az ve öz giriyorum efenim.
Öncelikle baskı unsurunu işleyeceğim; dinle yaşamak için, dindar olmak için, inanmak için yapılan "baskı"dan.
Bir insanın kendi beyni, kendi düşünceleri, kendi yaşantısı, ... yani kendine ait bir benliği, yada en azından benliğe sahip olma şansı varken, ebeveynler ve çevredeki varlıklar neden dünyaya yeni gelmiş bir bireyin kendi düşünmesini engeller ve yerine direk koşulsuzca, düşünmeden inanmasını ister?
Çocuğa neden henüz hiçbir şeyin farkında değilken, sizin doğru olduğuna inandığınız yargılarla hükmediyor ve onun bu baskıyla hemen kabullenmesini istiyorsunuz? Neden çocuğunuza kendi seçimini yapma hakkını, neden özgür iradesini kullanma yetisini, neden doğru ile yanlışı kendi kendine ayırma şansını vermiyorsunuz ve direk ne düşünüyorsanız onu uyguluyorsunuz?
Din konusu belki de dünyanın şu anda en hassas konularından birisi ve siz sırf geçmişte ailenizden aldığınız kültürden dolayı çocuğunuza da aynı şeyleri baskı yoluyla uygulatmaya çalışıyorsunuz. Ne biliyorsunuz? Belki çocuğunuz sizin düşündüğünüz şeyin saçma olduğunu düşünecek 18 yaşına gelince. Neden çocuğunuzun kendi aklını kullanmasını beklemeden, o kendi, çok bilmiş aklınızı kullanma zorunluluğu hissediyorsunuz?
Belki sizden daha çok tutunacak dine, belki de nefret edecek sizin o yaptığınız baskı yüzünden, ya da bir gün "kendine göre" düşününce saçma gelecek din ve sizin o baskınızdan dolayı sizden nefret edecek. Bunların olma ihtimali varken, nasıl olur da siz tek bir düşünceyi zorlayarak kabul ettirmeye çalışırsınız?
Kusura bakmayın ama, eğer bu konuda baskı gösteren bir şahıssanız, bu dünyada yaşamayı, nefes almayı bile haketmiyorsunuz. Din bu değil, eğer varsa.
Part 1 Finished /
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
nos venceremos,amor no pasaran